
Liseye ve üniversiteye geçiş sınavları, Türkiye’de pek çok genç ve aile için yoğun stres kaynağıdır. Belirli düzeydeki kaygı motivasyonu artırabilir; ancak kaygı aşırı hale geldiğinde gencin öğrendiklerini sınavda kullanmasını engelleyebilir, uyku, iştah ve ruh halini olumsuz etkileyebilir.
Sınav kaygısının belirtileri
Çarpıntı, terleme, mide bulantısı ve baş ağrısı gibi bedensel belirtiler; “başaramayacağım”, “her şey bu sınava bağlı” gibi olumsuz düşünceler; sınavda zihnin boşalması, ders çalışmaktan kaçınma ya da tam tersi aşırı ve verimsiz çalışma sınav kaygısının görünümleri arasındadır. Uyku sorunları, iştah değişiklikleri ve öfkelenme de eşlik edebilir.
Ailenin dili
Ailenin beklentileri ve konuşma biçimi gencin kaygısını doğrudan etkiler. Sürekli puanlardan, sıralamalardan ve başkalarının çocuklarından söz etmek baskıyı artırır. Gencin çabasını takdir etmek, sınav sonucunun onun değerini belirlemediğini hissettirmek ve onu dinlemek daha destekleyicidir. Nasihat yerine “Bu dönem seni en çok ne zorluyor?” gibi sorularla iletişim kurmak, gencin içini açmasını kolaylaştırır.
Çalışma düzeni ve yaşam alışkanlıkları
Gerçekçi bir çalışma planı, düzenli molalar, yeterli uyku, düzenli beslenme ve fiziksel aktivite kaygıyı azaltmaya yardımcı olur. Sınava yakın günlerde gece geç saatlere kadar çalışmak çoğu zaman verimi düşürür. Ekran ve sosyal medya kullanımının sınırlanması da uyku düzeni açısından önemlidir.
Sınav günü
Sınav öncesi gece yeni konu çalışmak yerine dinlenmek, sabah hafif bir kahvaltı yapmak, sınav yerine erken gitmek ve sınav sırasında takıldığı soruda zaman kaybetmeden ilerlemek önerilir. Kaygı yükseldiğinde yavaş ve derin nefes almak bedeni sakinleştirebilir.
Ne zaman destek alınmalı?
Kaygı gencin günlük işlevselliğini ciddi şekilde bozuyorsa, panik atak benzeri belirtiler varsa, uyku ve yeme sorunları belirginleştiyse ya da umutsuzluk ifadeleri duyuluyorsa uzman desteği alınmalıdır. Bu konuda ergen psikoloğu ile ilk görüşme sayfamıza bakabilirsiniz.